FOTOĞRAF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FOTOĞRAF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2009 Salı

BİRKAÇ ŞEY...YETUR-FOTOĞRAF-BLOGGER-TEŞEKKÜR


1-Sevgili Yeşim , yani yetur nasıl üzüldüm bir bilsen...Umarım kararını değiştirirsin ve yine bizlerle olursun...Ve bizi o nefis tariflerden, bilgilerden mahrum bırakmazsın...

2-Blogger , lütfen yüreğimizi hoplatma , geçen cumadan beri kendi blogum dahil blogları açamıyordum ve de çok üzülmüştüm. Acil yardımlarını esirgemeyen Sevgili Hatice ve Sevgili Betül'e çokkkk teşekkür ederim. İYİ Kİ VARLAR.


3-Geçtiğimiz cumartesi AFAD'daydım. Ve Rotary fotoğraf yarışmasını kılpayı kaçırdığımı öğrendim.Ve çok sevindim.Son 6'ya kalmış.O bile benim için iyi birşey.Aslında bu ödül-yarışma olaylarına sıcak baktığım söylenemez ama motivasyon açısından insanı olumlu etkiliyor.

Yarışmalarda jürilerin ruh durumları, jürilerin birbirleriyle olan ilişkileri fotoğraf seçimini etkiliyor ve elbette objektivite sözkonusu olmayabiliyor.Ayrıca da yarışmalarda binlerce fotoğraf oluyor, gerçekten onları elemek, incelemek de çok zor olsa gerek.
4-Dostluk, arkadaşlık hakkında zaman zaman ve de uzun uzun düşünüyorum. Bazen hayalkırıklıkları yaşıyorum, bazen şoka uğradığım anlar oluyor, bazen "peki hangi söylediğine inansam" diye düşünüyorum, sarsılıyorum...
Bazen yanlış insanlara emek verdiğimi, değer verdiğimi görüyorum...Ve kızıyorum kendime NEDEN göremiyorsun gerçekleri ...Acaba görmek mi istemiyorum???
Ve çok yakınımda olup da göremediğim, gerçek dostum olabilecek insanları istemeden ıskaladığımı görüyorum ...Ve ve çok üzülüyorum o zamanlar...ama en azından farkına varmak bile iyi birşey sanırım...
Ve sanırım ben insan tanıma özürlü biriyim...
Ya da insanlar işine geldiklerinde iyi arkadaş oluyorsun, işlerine gelmedikleri zaman uğramıyorlar yanına yönüne...
Elbette insanlar değişir, fikirleri değişir ama belirli bir duruşları vardır . Ama bazen o duruşlarında 360 derece değiştiğini görünce GÜVEN sorunu yaşıyorum.
Bir fikri olanların , bana bu konuda yardım edeceklerden mesaj-mail bekliyorum ve şimdiden teşekkür ediyorum..
FOTOĞRAFLAR VE KOLAJ: BEN
YER:İSTANBUL

31 Temmuz 2008 Perşembe

FOTOKRONİK ANASAYFAYA TAŞINAN FOTOĞRAFLARIM






PHOTO DIGITAL FOTOĞRAF GALERİSİNE ve FOTOKRONİK PLUS+FOTOĞRAF GALERİSİNE çok ama çok teşekkür ederim.

Ayrıca beni gönülden tebrik eden, yanımda olan, bana destek olan herkese, ayrıca AFAD dostlarıma çok ama çok teşekkür ederim.

Ve 2 fotoğrafım birden aynı gün anasayfada imiş.Ben göremedim ama çok çok mutlu oldum.

Darısı tüm arkadaşlarım ve kendim için ve kızım için daha nicelerine olsun dileklerimi iletmek istiyorum.

18 Şubat 2008 Pazartesi

KİRPİ KURABİYE,KURS,ŞIKLIK







Bu kurabiyeleri Acemi Şef'den görüp yaptım.Sevgili Ümit'in sabah kahvesi davetine götürmek için büyük bir heyecanla yaptım.Şekilleri çok güzel oldu fakat lezzeti maalesef beni hayal kırıklığına uğrattı.Çok sert oldu bir de küçük küçük yaptım içleri güzel pişsin diyerek.Ama maalesef Ümit'e tadını beğenmediğim için götüremedim.Daha önce deneyip tadını beğendiğim başka bir kurabiye tarifiyle yeniden denemek istiyorum çünkü çok şirindiler.Hepsini ayrı bir kişiliği vardı.Yani Sevgili Ümit'e götüremedim keşke Portakal Ağacı Hatice'nin daha önce yaptığım İncirli Tatlı'sını yapsaydım çünkü Sevgili Ümit çok beğenmişti.Neyse bir dahaki sefere artık.

Tarifi ben yine de vereyim.Tarif için ve şekil için de Acemi Şef'e çok teşekkür ederim.Tarifi aynen aktarıyorum.Ben hiçbir değişiklik yapmadım.Valla yapmadım....::))))

Bu arada bu şirin kurabiyeleri arkadaşıma götüremedim ama fotoğraf makinası yanımda olduğu için fotoğraflarını gösterdim sadece::)) Onlar da keşke getirseydin dediler.Hatta Sevgili Serap ve Sevgili Şengül "Ayyyyyyyyyyyyyyy canımmmmmmm çoooooooooooooo tatlılaaaarrrrrrrrrrrrrrr" nidalarını da eksik etmediler.

Bir de sadece damaksal değil ,görsel lezzetleri de paylaşmak istedim. Sevgili Serap'cığımın çorapları ve pabuçları çok şıktı.Paylaşmadan edemedim."Ne alaka yahu...." diyenler olabilir ama hafta sonu Tarihi Kız Lisesi Binasında, AFAD'ın organize ettiği ,Sn.Mehmet BAYHAN'ın fotoğraf kursunda ,şu an adını hatırlamadığım yabancı bir fotoğrafçının , morgdan çaldığı ya da aldığı ceset parçalarıyla çekilmiş fotoğraflarını gördükten sonra bari ben güzellikleri paylaşayım dedim kendi kendime.

Bu arada "Hocam bu fotoğrafçının çocukluğuna inmek lazım....."gibi cümleleri duyunca hocamız anlattı.Meğerse 6-7 yaşında babasıyla yüyürken bir trafik kazası oluyor ve kaza geçiren adamın kopan kafası ,çocuğun yakınına düşüyor....Sonrası ise yukarıda anlattığım gibi....::((((

Şimdi tarif orjinali aşağıda eğer haliniz kaldıysa::)))

Hamur Malzemeleri:
-4,5 çay bardağı un
-135 gr. oda ısısında margarin veya tereyağı
-5 tepeleme çorba kaşığı pudra şekeri
-1 yumurta akı
-2 çay kaşığı şekerli vanilin
Kirpilerin gözüne ben kuş üzümü koydum.
Yapılışı:
Tüm malzememizi yoğurup 4-5 parçaya ayıralım. Buzdolabında 1 saat dinlendirelim. Süre sonunda her bir parçayı dolaptan tek tek çıkarıp şekil vereceğiz çünkü hamurumuzun şeklini kaybetmemesi için soğuk olarak fırına girmesi gerekiyor.Fırınımızı 175 dereceye ısıtalım. Dolaptan aldığımız hamur parçasından ceviz kadar bir parça koparalım. (Hamuru ne kadar küçük şekillendirirseniz içi o kadar iyi pişer) Bu parçayı bir ucu sivri olacak şekilde yuvarlayalım.
Sivri ucu makas ile kirpinin ağzınını oluşturmak üzere yatay olarak keselim. Üst kısmından bir miktar boşluk bıraktıktan sonra (surat kısmı olacak) yine makasımızla hamuru kirpinin dikenlerini oluşturmak üzere yanyana keselim. Bu işlemi hamurun üst yüzeyi boyunca tekrarlayalım.
Hazırladığımız kirpinin göz kısmını oluşturmak üzere varsa iki adet boncuk şekeri hamurun ön kısmına koyup, elimizle birbirine doğru yaklaştırarak bastıralım. Göz için kuş üzümü, çörek otu, damla çikolata vs. de kullanabilirsiniz. Hazırladığımız kirpileri ısınmış fırına koyalım. Üzerleri pembeleşene kadar pişirelim. Daha sonra fırından hemen çıkarıp soğumaya bırakalım.

5 Aralık 2007 Çarşamba

HOCAMIZIN MEHMET BALTACI 'NIN KENDİNİ ,YAPTIKLARINI ANLATTIĞI YAZISI




Hocamın çekmiş olduğum fotoğraflar arasında beğendikleriyle, kendini anlatan yazısını da paylaşmak istedim.
O da sorularla doluymuş benim gibi...bizler gibi...
İyi ki vardın hocam, iyi ki seni son demde de olsa tanıma şansına eriştim.
Aslolan kalpte, yüreklerde gerçekleşen ölümlerdir bana göre.
Tekrar görüşünceye dek sen bendesin Hocam.

İşte yazısı:
Nedir koskoca yaşamınızın başlangıcında sizi yönlendiren geleceğe?..
Doğduğunuz topraklar mı ?
öyleyse; Hatay'ın Gökdere Köyü'nde doğdum.
Yaşamınıza giren bir an mı? O da iyi izlediğim bir doğa belgeseli fotoğrafçılığı sevmeme neden oldu...
Bu merak 1952'de "Kodak" marka 6x9 film çeken bir makine edinmeme neden oldu...Yeni konuğum bir makine mi, çizgimi çizen iyi de anı fotoğrafları çektim bolca, hepiniz gibi... .
1960'da fotoğraf beni İzmir'e çekti...
Değişik fotoğrafhanelerde çalıştım...
Ekmeğimi kazandığım bu işler mi yöneltti geleceğe?.. Bilmem...Sonra ver elini İstanbul... Bu arada yıl 1968. Ersin ALOK'un asistanı olarak çalıştım. Ne dersiniz; Alok olabilir mi yönlendiricim?
Sorularım, sizin sorularınız olsun...
Bu kez de yaşam bana çizdiği çizgide Sami GÜNER'in asistanlığı bölümüne bir nokta koymuş, bir süre de onunla çalıştım....Ve siyah-beyazdan renklere geçti çizgim. Serengil renkli laboratuarında bir süre çalıştıktan sonra topraklar davet çıkardı ''dön'' diye.Davete icabet etmemek olmazdı... Adana'ya geldim... Çukurova'nın merkezine...
Sorularıma yanıt arıyorum hala...
Nedir beni yönlendiren geleceğe?
Bir çok gerekçe koydum önünüze yukarı satırlarda......Ve Adana... Ve ilk işyeri... Ve Stüdyo 75... Tanıtım fotoğrafçılığı, üzerine... benim ilk göz ağrım...Bunlar çizdi geleceğimi.. Ama içimde daha doğuramadığım bir bebek vardı...Yıl 1979 ve AFAD (Adana Fotoğraf Amatörleri Derneği) bir grup arkadaşımla kucağımıza aldık bu güzel bebeği... O şimdi koca bir delikanlı... Ama benim için hala minik bir bebek...Gelecek, hala gelecekle... Her bebek aileye yeni ivmeler kazandırır ya...Ben de bu arada ,, Adana Eski Fotoğrafları'' ve Atatürk'ün Çukurova'ya seyahatleri'' fotoğraflarını derlemeye başladım...
Durmak yok... Son nefesten önce...
Şimdilerde 'Kültür Bakanlığı'nın desteğiyle, koleksiyonum olan ''Fotoğraf Makineleri ve Film Müzesi"ni kurmaya çalışıyorum.Bunca iş tek başına yapılmazdı... Yapılmadı da zaten... Eşim Havva hep yanımdaydı. Bir kızım, Müge... Bir de oğlum, Uğur... Hep desteklediler beni.Yıl 2003... Bu günün sonu...Daha yapacağım çok "şey'' var... ki bir çoğuna daha ad koyamadım...19S2- 2002... 50. yılda biriktirdiklerimin okyanusundan bir damla sizinle paylaştıklarım... Paylaştıkça çoğalacak...Siz... Peki ya siz... Koydunuz mu önünüze sorularınızı?..Ben sorularıma yanıtlar arıyorum hala...