İÇİMDEN GELENLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İÇİMDEN GELENLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2008 Perşembe

KIZILCIK MARMELATI,ÇİTOS-ÇİĞDEM,TEŞEKKÜR






Offfff ben var ya ben çocukluğumun o güzel anılarını canlandıran tatlara bayılıyorum.Biliyorum o günler gelmeyecek ama o günler bende tekrar canlanınca müthiş bir mutluluk duyuyorum.Yaylada topladığımız kızılcıkla yapılan reçelller, marmelatların tatları hala damağımda, ayrıca kazanlarda pişen reçellerin kıvamını alması için güneşte bekletilirken üzerine örtülen bembeyaz tülbentler canlandı gözümde nedense...Üzümlerden yapılan pekmezler, bandırmalar...

İşte o anlardan birine tanıklık etmek için , işyeri arkadaşım Hasan'ın getirdiği kızılcıkla yaptığım marmelat...Tabii o kadar az oldu ki kimseyle paylaşamadım buna da üzüldüm ama...Zaten o az miktarla bile boğuşmak bana zor oldu ama o reçelle pişmiş kızılcık kokusu bile yeterdi...Buradan arkadaşım çok teşekkür ediyorum o müthiş kızılcıklar için...

Gelelim nasıl yaptığıma...

Ölçüler tahmini ,göz kararı...
Bu arada bu da arşivden bir tarifti, bu aralar hiç keyfim yok, işler yoğun, okullar açıldı,Ramazan-oruç derken kendimi bir tuhaf hissediyorum.
Yalnız dün bu tuhaflıktan sıyrıldığım bir 2 saat geçirdim Sevgili Çiğdem'ciğimle...Nasıl mutlu oldum, nasıl sevindim, nasıl koyu bir sohbet yaptık ki sormayın gitsin...2 saat nasıl geçti ne o, ne de ben anlayabildim...Hani sanki 40 yıldır tanışıyoruz, sanki çocukluk arkadaşımmış gibi...
Ayrıca benim AFAD-Grup 82'den de 2 arkadaşımla iş arkadaşı olduklarını öğrendim...Adana küçük, dünya küçük, evren küçük işte...Nerden nereye işte...Onun eşi de zaten bizim çocukluk arkadaşımız...Bunca senedir görüşmesek de o çocukluk günleri unutulmuyor...Bu arada eşinden, Sevgili Handan'cığımdan gelen o güzel selamları da aldım...Benden de onlara selam olsun....
En kısa zamanda tekara görüşebilmek dileğimle diyorum...Handan'cığımla da aslında görüşelim planları yapmıştık ki o da çocukluk arkadaşım, Aslantaş arkadaşım, ablam ,canım...Ama kısmet önce Çiğdem'ciğimle tanışıp, görüşmekmiş...Herşey olacağı gibi oluyor...Ne eksik, ne fazla...
Çiğdem'ciğimle zaten yazılarla, yorumlarla ruhlarımıza dokunmuştuk, şimdi de artık yüzyüze de tanıştık...İyi ki tanıştık...Ben çok ama çok mutluyum...O kadar da ortak birçok noktamız olduğunu da gördük...
Ayrıca dün onunla konuştuğumuz gibi, bir kapı örtülürse diğeri açılıyor, birini kaybettiğinizde bir diğeri geliyor...Bu süreci bu şekilde kabul ettiğinizde , herşey için, iyi-kötü herşey için şükrettiğinizde sanırım kapılar kendiliğinden açılıyor...İyi ki bu güzel ve yeni kapı bana açıldı...
Hepinize de daha nice güzel dostluklar diliyorum...Gönül kapınız hep açık olsun...
Sevgiyle...
Artık tarife geçsem fena olmayacak::)))
Ölçüler tahmini ,göz kararı...
Malzemeler:

-1 kilo kadar kızılcık
-1 kilo kadar toz şeker
-1 limon suyu(ama suyu az limon suyu)::)) yoksa 1/2 limon suyu yeterli sanırım
-1 fincan kadar su

Yapılışı:

Kızılcıkları yıkadım, tencerey alıp, üzerine suyu döktüm ve yumuşayıncaya dek pişirdim.Soğuyuna eleğe aldım ve üzerinden kevgirle geçtim.Ama tam çekirdekler ayıklanmadı.Tek tek ayıkladım.Bu bölüm biraz sıkıntılı ama::)))Sonra blendıra koydum ve iyice ezilinceye dek vınnnladımmmmm....Sonra tekrar tencereye alıp, üzerine şekeri ekledim.Kıvamını buluncaya dek kaynattım ama ocağın başından ayrılmadım...Kıvamını bulmaya yakın limon suyu ekledim.Veee işte nefis marmelatım hazır...

Light kepek ekmeğin üzerine, şu hazır kremalardan hani süt kutusunda olandan sürdüm, üzerine de marmelat, 1 fincan çayla mmmmmmm hem geçmişin tozlu ama bir o kadar da huzurlu yollarında dolaştım hem de karnımı doyurdum.

Hepinize sevgiyle...
ÖNEMLİ ÇOKI ÖNEMLİ NOOOOOOTTTTT:
Yorumlara geç cevaplarım için çok özür diliyorum.Gerçekten işler çok yoğun, bütçe çalışmaları başladı::(((( Eve geldiğimde hışşşşşşşşşşşşşşşşş gibi olmuş oluyorum....Zaten işyerinde buzlukta gibiyiz...Dışarı çıkınca buzluktan çıkmış bezelye gibi...Servise bin tekrar buz dolabı...sonra tekrar sıcakk...bezelyeler şoka girmiş durumda::)))Sonra ev yine buzzzzzzzzzzzzzzzz...İrem Su ile de bir türlü vücut ısılarımız uymuyor...O sıcaklarken, ben üzerime pike alıyorum birlikte TV seyrederken::)))
Ve de gerçekten keyfim yok...
Bir de Şebnem Ferah'tan size güzel bir şarkı sözü var...Bu ara beni çok iyi anlatıyor onu da paylaşmak istiyorum...

bugün kendimi kuru yapraklarla kaplı
çıkmaz bir sokağa benzetiyorum
sadece o sokakta yaşayanlar üzerimden
gelip geçiyor

bugün kendimi odalarından çoğu boş
bazen dolan bir Otel gibi hissediyorum
içimden ne hayatlar ne hikayeler ne aşklar
geçip gidiyor

ben böyle değildim ne zaman kayboldum
rüzgarla dans ederdim ne zaman savruldum
bir ses duydum geçmiş zamandan
bir ses duydum küçük bir kızdan

bir bilet istiyorum
sadece gidiş olsun
çocukluğun saflığına
gidip orda yaşamam gerek
bilet istiyorum
tek kişilik olsun

yarına çıkabilmem için
heyecanı hatırlamam gerek
bugün kendimi parktaki bir bank gibi
sessiz ve sabit hissediyorum
geceleri üzerimde şehrin ışıkları
yatıp uyuyor

bugün kendimi tonlarca yük taşıyan
gemilerin denizi gibi hissediyorum
kaldırma kuvvetim var ama şehrin atıkları
içime akıyor
Tamammmmmmmmmmmmmmmmmmmm bitttiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii gittimmmmmmmmmmmmm

18 Haziran 2008 Çarşamba

TAZE FİRİK NOHUT



Çocukluğumun mutlu günlerini hatırlatan bir lezzet.Tam zamanı bu ara.

Bir de sürpizli bir yiyecek...Tam bitti dediğinizde yaprakların arasında bir tane size gülen bir nohut çıkıveriyor...Ben buna bayılıyorum...Sizlerle de paylaşmak istedim.


Hepinize güzel çocukluk günlerinizi hatırlatan anlar dilerim.

8 Mayıs 2008 Perşembe

MUHALLEBİLİ TEL KADAYIF DERTLEŞME




Bu aralar yokum, umarım özlemişsinizdir::)))
Aslında pek keyfim yok nedense...
Halsizim...
OKS annesiyim::))...
"Merhaba..." kampanyası yaptığIm hafta hiç sohbetim olmayan site komşularından birine "Merhaba..." dediğimde tüm sülalem hakkında sorguya çekildiğimde, kendimden şüpheye düştüm::(((Kampanya suya düştü yani::)))Şaka bir yana bazen de bazı şahıslardan esirgemek gerekiyor yani bilene yapmak lazım diye düşünmeye başladım...ÖZÜR DİLERİM SEVGİLİ YONCA!
Bahar temizliğim devam ediyor ve edecek...Yani evsel değil içsel olan...En zoru da o sanırım...İnsanın canından can ayrılıyor ama öyle de gerekiyor...Ruhumda papatyaların açması için şarttı bu temizlik...Bundan sonra da dostluğumu, arkadaşlığımı,sevgimi, hakeden alacak...Kendimi unutur derecesinde kimseyi sevebileceğimi , arkadaşlık edebileceğimi artık düşünmüyorum ve istemiyorum...Çok samimi olduğumu sandığım insanların , hayatta giymeyeceğimi bildiği bir hediye bluzla bana gelmelerini istemiyorum...Maddiyat filan önemli değil önemli olan düşümek, Ö-NEM-SE-MEK.Beni mutlu edecek şeyi bilmeyen zaten benim arkadaşım değildir...Hatta hediyeyi kendisi değil de başka bir arkadaşına aldırması "özrü kabahatinden büyük..." deyimi ile çok uyumlu bana göre...
Tabii bunlar benim düşüncelerim.Katılan da olur, katılmayan da...Ben DERTLEŞMEK istedim sadece...
Epeyce geç kalan tariflerden birini artık yayınlıyorum...Ama her zamanki gibi tarifi arkadaşımdan beklediğim için böyle oldu...
Neyse lafı daha fazla gevelemeden tarifi yazıyorum .
Bu tarif, Sevgili Hamide'nin ablası Sevgili Hediye'ye ait.
Gerçekten nefis olmuştu.Ellerine sağlık canım arkadaşım.
Tarifi Hamide'nin verdiği gibi aynen aktarıyorum. Yalnız sanki ben yerken kadayıfın içinde tarçın da varmış gibi geldi...Unutulmuş olabilir...Arzu edenler fındık-fıstık-ceviz-tarçın ekleyebilirler.

TEL KADAYIFLI PASTA
-300 gr tel kadayıfı
-1 kilo süt
-1 su bardak un
-1 su bardak şeker
-1 paket krem şanti
Kadayıfın hepsini biraz sıvı yağ ve bir avuç şekerle kavur yarısını
dikdörtgen borcama ince tabaka halinde yay,kremayı pişir,hafif soğuduktan
sonra şantiyi koy çırp kalan kadayıfı en üste yay.
AFİYET OLSUN!
Hayırlı, mutlu, sağlıklı Cumalar ve Cumartesi ve Pazarlar olsun...

3 Nisan 2008 Perşembe

TAMAMEN GÖZ KARARI TATLI PEYNİRLİ PASTA-TATLI














TATLI PEYNİRLİ KEK-PASTA-TATLI(CHEESCAKE)
Tarif yine tamamiyle bana aittir.Evde ne varsa onu kullandım. Bir de bu tarif hiç çatlamadı.Fırının içine ısıya dayanıklı kapta su koydum.Acaba ondan mı bilmiyorum.Bu pastayı Sevgili arkadaşım Renan için yapmıştım.Umarım ağzının tadına uygun bir pasta olmuştur.(Bugün aldığım haberde çok bereketli olduğunu,tadına Ankara'dan gelen misafirlerinin de baktığını ve çok lezzetli olduğunu iletti yani tadı tescillenmiş oldu böylece::))))ben de çok mutlu oldum.
Bu tarifimle de çoooooooook geç kaldım ama PASTAKOLİK etkinliğine katılmak istedim.
Özlem'ciğim bu etkinlik muhteşem bir etkinlikti ve de logosu bana öyle uyuyor ki sorma gitsin...Pastaya yapışmış bir tip::)))
Umarım özrümü kabul eder ve de tarifimi yayınlayabilirsin.
Şimdiden çoook ama çoook teşekkür ederim.Emeğine sağlık canım.
Bu arada 1 taşla iki kuş misali bir de En Güzel Pasta Yarışması 1'e katılayım istedim.Gerçi öyle güzel pastalar var ki benim ki hikaye misali::(((Ama maksat paylaşmak olunca...Ben ev sahibimiz Sevil'ciğime de kolaylıklar diliyorum.
İşte Tarifim:
Malzemeler:
-3 yumurta(köy yumurtası)
-3 paket Yörsan beyaz krem peynir
-3-4 dolu kaşık süzme yoğurt(Sütaş)
-3-4 kaşık nişasta
-5-6 kaşık pudra şekeri(tadına bakarak yaptım siz de öyle yapın bence çünkü herkesin damak zevki farklı)
-1 tatlı kaşığı limon suyu
-2 paket vanilya

Taban için:
-2 su bardağı kadar rondoda çekilmiş petibör bisküvi
-125 gram kadar erimiş terem yağı(margarin, tereyağı da olur)
-2-3 çorba kaşığı pudra şekeri

Hepsini karıştırıp, yağlı kağıt kaplanmış kelepçeli kalıba döşedim.
Üzeri için.
-1 paker hazır meyve sosu(Dr.Ötker)
-2 çay bardağı su
Üzerindeki gibi çetrefilli şekilde yapmadım.Direk su ile karışımı karıştırıp, ocakta pişirdim.

Süsleme için:
Frambuaz(Eniştemler vermişti buzlukta duruyordu)
İçinin hazırlanması:
Tüm malzemeleri mikserde çırptım ama çok değil karışana dek.Sonra bisküvili karışımın üzerine döktüm.160-170 derecede 45-50 dakika pişirdim.Üzerine sosunu döktüm.Buzdolabına kaldırdım.Sabah da dilimleyip fotoğrafını çektim.Servise yetişeceğimden alelacele oluyor fotoğraf işi biraz, ya da tam tersi gecenin bir vakti çekmek zorunda kalıyorum.Üzülüyorum aslında çok özenemediğim için ama...

Umarım sizler de dener olumlu sonuç alırsınız.

28 Kasım 2007 Çarşamba

ZAMAN

Sevgili Dilek'ciğimin Kelime Oyunlarına katılmıştım.Sitede yayınlamayı unutmuşum.
Bir sonraki kelimemiz "hayal" ya da "hayal kırıklıkları" ...Haydi kalpler, eller vakit yazma vakti....
Şöyle bir çevrenize bakınız kimler yazıyor içinden gelenleri, yaşadıklarını...
Genelde hepimiz seyrediyoruz, okuyoruz,yaşıyoruz ama yaz-mı-yo-ruz.
Bana göre yazmak önemli...Ben de hep yazıyormuydum? Elbette cevabım koca bir "HAYIR". İnsan yazdıkça kendini , yaşananları, yürekteki soruları, insanoğlunun davranış biçimlerini daha iyi irdeleyebiliyor.
Benim canım kızıma tavsiyem OKU ve YAZ.
Kuran'da bile ilk emir OKU. Yazmak da sonradan geliyor nasılsa.

Kelime Oyunları:
Konu:Zaman

Zaman
Zaman zaman
Zaman mekan
Zamansızlık
Zamane çocukları
Zamane aşkları
Zamanı geri almak
Zaman yolculuğu
Zaman dilimi
Boş zaman
Zaman kaybı
Vakit

Yukarıdakiler "ZAMAN" denince ilk aklıma gelenler, beyin fırtınamdan çıkanlar.Aşağıdaki de gönül fırtınamdan çıkanlar.

Tutamazsın
Bağlayamazsın
Dokunamazsın
Farketmezsin nasıl geçip gittiğini
Fark etsen de fark etmez
Gitmiştir artık
Dön desen dönmez
Dönemez
Gel desen gelmez
Geldiğinde kıymetini bilmezsin
Geçer gider
Satın alamazsın
Satamazsınız
Vardır bilirsin ama
Önemsemezsin
Elle tutamazsın
Öldürürsün
Sessizce ölür
Kayar gider
Bazen bir an ,bir nefestir
Bazense bir ömür kadar uzun
Sürdüğü kadar varızdır
Bizim için biter
Başkası için başlar
Keşkelerdedir
Ümitlerdedir
Sonlardadır
Bekleyişlerde
Dualarda
Kaybedişlerde
Bazen de
Kavuşmaların
Barışmaların
Coşkulu baharında
Papatyaların o beyaz gülüşündedir.

İlkay Zehra Ülbeği

26 Kasım 2007 Pazartesi

İREMSU'NUN BABAANNESİ VE TİRAMİSU


Kaynana Çatlatan Tarifler Etkinliği gelince içimden yazmak geldi.

Şu an yaşıyor olsaydı inanın çatlamazdı diye düşünüyorum, çünkü o pasta,tart,kek gibi şeyleri pek yapamazdı.Paralı Günü/Altın Günü olunca bizler yapardık çok da hoşuna giderdi.Kızı da olmadığı için bizleri kızı yerine koymuştur hep.Ama ara ara keşke bir kızım olsaydı da derdi.

Ben ansızın aramızdan ayrılan babaannemizi buradan anmak istiyorum. Ne olursa olsun hastalandığımızda bize bakmış , sevdiğimiz yemekleri, tatlıları yapmış, kendine de, torunlarına da çocuklarına da hep özen göstermeye çalışmıştır.Genç yaşında eşinin vefatı ile yalnız kalan, neredeyse çocuklarını tek başına büyütmek durumunda kalmış , çocuklarının birarada olmalarını , birbirlerine bağlanmalarını sağlamaya çalışmış, gerçekten takdir edilesi bir anneydi Jale Anne.

Hayat bize ne getirirse getirsin, yaşanmışlıklar hiçbir zaman arkada bırakılmamalı.Vefalı olmak vicdan borcu! Yapılanlardan iyiler unutulmamalı,kötüleri anımsaMamalı.

Babam için ve Babaannemiz için elimizden, dilimizden geldiğince hergün Fatiha okuruz İremsu ile.

İremsu hala üzümleri tek tek salkımından ayırmamı ister.Biraz da olsa babaannesini bulabilmek için. Hala onunla oynadığı kağıt oyunlarını hatırlar.Bulmaca çözmeye onunla başlamıştır.Hala da bulmaca çözer İremsu.

Buradan sevdiklerini kaybetmiş tüm dostların acılarını paylaşmak istiyorum.

Biz onları yüreğimizde, aklımızda yaşattığımız müddetçe onlar asla ölmeyecek ta ki biz de ölünceye dek.

Bu tarifimi yayınlamak istedim, gerçekten hayatta olsaydı asla çatlamazdı::)))

Lale'ciğim sana bu acı dolu haftamızda kolaylıklar diliyorum. biliyorum insanın içinden yazmak gelmiyor::(((

Herkesin bir TiramiSu tarifi vardır.

Bu da benim tarif:
-1 adet hazır kakaolu pandispanya
-1/2 litre süt
-4 kaşık un
-4 kaşık şeker(isteğe göre artırılabilir)
-2 yumurta sarısı(ama ben yumurta kullanmıyorum,arzu eden varsa kullanabilir ama çok büyük bir fark yaratmıyor)
-1 paket labne peynir

Pandispanyayı ıslatmak için:
-1 çorba kaşığı nescafe
-1 büyük bardak sıcak su veya süt
-Arzu edilirse likör ve şeker eklenebilir.

Süsleme:Kakao

Yapılışı:

Krema pişirilir.Biraz ılındıktan sonra labne peynir eklenir ve çırpılır.Pandispanya nescafeli su veya süt ile ıslatılır.Arasına ve üzerine krema dökülür.Üzerine de kakao serpilir. Çocuklar da yiyecek ise nescafeli suya şeker de ekleyelim derim ben.

Afiyet Olsun!