SÜLALE YEMEKLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SÜLALE YEMEKLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2011 Perşembe

KABAK MÜCVER-KAKAOLU MÜJVER




























Küçüklüğümün çok sevdiğim yiyeceklerinden biridir. Aslında dolma yapıldığı zaman kabaların oyulan içleri atılmasın, değerlensin diye yapılan bir tariftir.Dolma yapıldığında ben yer sofrasında ananemlerin-annemlerin yanında oturur, patlıcan ve kabakların oyulmasını, içlerini çiğ çiğ yemek için beklerdim.Hatta "nolur anane ver " diye de yalvarırdım::)))Bir de doöma oyacağını ister, patlıcan oyamaya çalışırdım ama hep delerdim.Hala da pek

Ama önemli değil dolma yapmak şart değil, kabakları güzelce rendeleyip, şipşak hazır bir tarif.

İrem Su da en azından yiyor ve de kızartmada olsa sebze yemiş oluyor.Hatta dolaptan soğuk soğuk da alıp yiyor.Ben de soğuk halini çok severim.

Kakaolu olur mu demeyin aşağıdaki çok komik notu okursanız, olduğunu göreceksiniz::)))

Bir de "mücver" mi, "müjver" mi diyeyim bir türlü karar veremem::))) Aslında Türk Dil Kurumu'na göre doğrusu "mücver" tabii ama ben küçükken müjjjver derdim şimdide öyle demek istiyorum ben::))) Ama kelime anlamı ve de yazılışı aşağıda.

"TDK: mücver isim
Rendelenmiş kabağa un, yumurta, peynir, dereotu, tuz, karabiber, taze soğan katılmasıyla yapılan bir tür köfte."

Aaaaaaaaaaaaaa TDK nın tarifinde peynir de var ama ben öylesini sevmiyorum...
Mmmm bir de aslında evet dereotu-maydanozla da nefis olur ama evde İrem Su faktörü mevcut olunca onları ekarte ettik mecburen.


Malzemeler:

-2-3 rendelenmiş kabak
-1-2 adet rendelenmiş soğan
-Tuz
-Pul biber
-Bulamaç haline gelinceye dek un
-2-3 yumurta
-Karabiber
-Tatlı pul biber
-1 tatlı kaşığı kadar karbonat
-Kızartmak için sıvıyağ

Yapılışı:


Tüm mazlemeleri karıştırıp, bulamaç haline getiriyoruz.Tavadaki yağa dökerken kaşıktan akacak kıvamda yani.Yağı kızdırıp , arkalı önlü pişiriyoruz.Çok harlı ateşte pişirmiyorum çünkü içi çiğ kalabiliyor.Hatta bazen hafif piştikten sonra , çatalla delip pişrmeye o şekilde devam ediyorum.pşirdikten sonra da kağıt havlu-peçeteye çıkarıp, fazla yağını alıyorum.


AFİYET OLSUN!

ÇOK KOMİK NOT:


En son yaptığımda , öyle dalgınmışım ki(kim bilir aklımdan neler geçiyordu::)))) un poşetinde hem kakolu hazır kek un hem de sade vardı.Önce sadeden ekledim onu hatırlıyorum ama baktım biraz cıvık biraz daha un ekleyeyim derken bir de bakmışım ki kakaolu undan eklemişim.ama tabii dökmedim onu da pişirdim.Oldu yani::)))İçinin rengi biraz kahverengi oldu ama::)))

6 Nisan 2009 Pazartesi

HASTA YEMEĞİ AMA BENİM 1 ÖĞÜNÜM OLABİLİR PİRİNÇLİ YOĞURT


Bağırsaklar bozulunca akla gelen ilk yemekler; patates haşlaması -sumak-tuz veya haşlanmış pirinç-yoğurt-sumak-tuz karışımları.
Hepsini de çok severim.
Yoğurt yerine süzme yoğurt kullanırım.Tabii ki Sütaş süzme yoğurt.
Tarif şöyle:
-Haşlanmış pirinç(hani iyice lapa olsun ben öyle seviyorum)
-Yoğurt(ben hastayken normal değilken süzme yoğurt kullanıyorum)
-Tuz
-Sumak
Yapılışı:
Hepsini karıştırıp, üzerine sumak atıp süsleyip yiyoruz.
Afiyet Olsun!

20 Şubat 2009 Cuma

AYBİKE VE CENK'DEN NEFİS TARİFLER




Kremalı Brüksel Lahanası Sevgili Cenk'ten, Karabiberli tavuk da Sevgili Aybike'den.

Gerçekten ikisi de nefis ötesiydi. Tarifleri kopyalıyorum direkt.Benim değişiklikler,eklemeler parantezde ve kırmızı her zamanki gibi.

Karabiberli tavuk biraz da benim anneanne lezzetlerinden. Yerken o lezzeti buldum. Demek ki anneannem de bolca karabiber koyarmış tavuğa.

Bu arada o kadar açtım ki fotoğraf çok kötü farkındayım çok özür dilerim bunun için...Fotoğraf değil ama içindeki lezzetler gerçekten muteşemdi.Herkese tavsiye ediyor ve tarif sahiplerine sevgilerimi ve teşekkürlerimi gönderiyorum...


KARABIBERLI TAVUK


Goz karari yapilan bir yemek oldugu icin, yapim asamalrindan kisaca bahsedecegim. Arzunuza gore, parca veya butun tavuk, biz parca tavuk kullandik, guzelce yikanir. Celik bir tencereye yikanan tavuklar eklenir, ustunden biraz zeytinyagi gezdirilir, aci sevmenize gore bolca karabiber serpilir, biraz tuz ilave edilir. Bir iki defne yapragi tencereye atilir (ben kullanmadım) , 1/2 veya 1 cay bardagi kadar su ilave edilip, kisik ateste tavuklar yumsayana dek pisirilir.
Kebap tadinda, parmaklarinizida yiyeceginiz bir yemek, tavsiye ederim.


KREMALI BRÜKSEL LAHANASI TARİFİ


Tarif Molly Stevens’ın “All About Braising” kitabından uyarlanmıştır.
Malzemeler
2-4 kişilik
500 gram Brüksel lahanası
45 gram tereyağı (1 çorba kaşığı ekledim)
1 limonun suyu
1/4 su bardağı krema
1/2 su bardağı tam yağlı süt
1/4 su bardağı sebze suyu (veya su) (ben su ekledim)
Tuz ve karabiber
Tariflerde geçen su bardağı, çorba kaşığı ve çay kaşığı gibi Amerikan tipi ölçülerin gram ve litre cinsinden karşılıklarını Ölçüler sayfasında bulabilirsiniz.
Yapılışı:
Brüksel lahanalarını yıkayıp lekeli veya sararmış birkaç dış yaprağını koparın, kökünden de birazcık traşladıktan sonra ortadan ikiye kesin ve temiz bir mutfak havlusuna yayıp kurumalarını sağlayın.
Kapaklı geniş bir tavada veya tencerede tereyağını eritip Brüksel lahanalarını ekleyin ve orta yüksek ateşte lahanaların kesik tarafları kahverengileşene kadar kavurun (2-3 dakika). Uzun süre kavurup yumuşamalarına izin vermeyin.
Ardından ocağın altını kısıp krema, süt, sebze suyu, tuz ve karabiberini ekleyip kapağını kapatın ve yaklaşık 10 dakika, Brüksel lahanaları birazcık yumuşayıp karışımı içine çektiği anda ateşten alın.
Brüksel lahanalarını delikli bir kaşık yardımıyla servis tabağına alın. Tavada kalan sosun üzerine bir limonun suyunu sıkıp (çok ekşi sevmeyenler yarım limonun suyuyla başlayıp, tadına baktıktan sonra ilerleyebilirler) tekrar ocağa alın ve 2-3 dakika sosu koyulaştırıp tuzu ve karabiberini ayarladıktan sonra Brüksel lahanalarının üzerine gezdirin.

12 Ocak 2009 Pazartesi

PEYNİRLİ-YUMURTALI UNO EKMEK(FIRINDA)


Uno'nun blogger sayfası sayesinde bir çok yeni ürünle , yeni ekmekle tanıştım. Buradan onlara çok çok teşekkür ediyorum ve sevgilerimi gönderiyorum.Umarım bir gün ben de fabrikalarını gezme fırsatını yakalarım.
Şimdi Uno ekmeklerle yaptığım, yediğim yemekleri paylaşmak istiyorum sizlerle...

Çok pratik ve nefis bir çocukluk aşkı diyebilirim...Gerçi ilk aşkların ve çocukluk aşkların da yalan olduğunu öğrendikten sonra bu nefis şeyin de güme gitmesini istemem bu adı vererek ama::)))

Neyse laf kalabalığını bırakıp tarife geçeyim hemen...

Malzemeler:

-Rendelenmiş beyaz peynir(Çay süt ya da Ayşe teyzem peyniri-Maraş)ya da kaşar da olur ya da evde ne peynir varsa yok demez bu tarif

-Pul biber

-Karabiber

-Yumurta

-Bayat ekmek(ya da normal ekmek ben Uno'nun diyet tost ekmeğine yaptım)

-Tereyağ-Margarin(ben kullanmadım)

Kişi sayısına göre malzemeler ayarlanabilir.Arzu edilirse maydanoz da doğranabilir.


Yapılışı:


Rendelenmiş peynir ve ekmek ve yağ hariç diğer malzemeler karıştırılır. Üzerine margarin-tereyağı sürülmüş ekmeklerin üzerine harç sürülür.Isıtılmış fırın ya da ızgarada üzeri kızarıncaya kadar pişirilir.


Afiyet Olsun!

8 Ekim 2008 Çarşamba

EKMEK DEĞERLENDİRME VE EKMEK TATLISI




Rahmetli babamın çok sevdiği bir tatlıydı. Geçenlerde evdeki bayat ekmekleri değerlendirme operasyonu olması gerekince, ilk aklıma gelen bu tatlı oldu. Çok da pratik. Hem de insanın vicdan azabını hafifletiyor.Kilo olarak ise ağırlaştırıyor::((
Ölçüler tamamen size kalmış.
İşte tarif:
Malzemeler:
-Dilimlenmiş bayat ekmek
-Yumurta
-Vanilya(koyamasanız da olur tabii)
-Sıvıyağ(kızartmak için)
Şerbet İçin:
-1 su bardağı şeker
-1 su bardağı su
-1 çay kaşığı kadar limon suyu
Yapılışı:
Önce şerbeti hazırlayıp soğutalım.
Daha sonra yumurtaları kasede vanilya ile hafif çırpalım.Ekmek dilimlerini yumurtaya bulayıp, kızdırılmış yağda kızartıp, bekletmeden soğumuş olan şerbete batırıp, servis tabağına alalım.
Arzu ettiğiniz süsleme malzemesi(dövülmüş ceviz,fıstık,fındık,h.cevizi vbg.) ile de süsleyip, tadını değiştirebilirsiniz.
Tamamen yaratıcılığa açık bir tatlı kendisi.
Afiyet Olsun!
Bu arada ben de şerbetli-şerbetsiz tüm hallerini çoooooooooooook severim.
Ayrıca çocukken annemin bu tatlıyı yapması için, evde bayat ekmek birikmesi için dua ederdim bir de bu tarifi yazarken aklıma geldi paylaşmak istyedim.Demek ki ne çok severmişim:)))

11 Eylül 2008 Perşembe

KIZILCIK MARMELATI,ÇİTOS-ÇİĞDEM,TEŞEKKÜR






Offfff ben var ya ben çocukluğumun o güzel anılarını canlandıran tatlara bayılıyorum.Biliyorum o günler gelmeyecek ama o günler bende tekrar canlanınca müthiş bir mutluluk duyuyorum.Yaylada topladığımız kızılcıkla yapılan reçelller, marmelatların tatları hala damağımda, ayrıca kazanlarda pişen reçellerin kıvamını alması için güneşte bekletilirken üzerine örtülen bembeyaz tülbentler canlandı gözümde nedense...Üzümlerden yapılan pekmezler, bandırmalar...

İşte o anlardan birine tanıklık etmek için , işyeri arkadaşım Hasan'ın getirdiği kızılcıkla yaptığım marmelat...Tabii o kadar az oldu ki kimseyle paylaşamadım buna da üzüldüm ama...Zaten o az miktarla bile boğuşmak bana zor oldu ama o reçelle pişmiş kızılcık kokusu bile yeterdi...Buradan arkadaşım çok teşekkür ediyorum o müthiş kızılcıklar için...

Gelelim nasıl yaptığıma...

Ölçüler tahmini ,göz kararı...
Bu arada bu da arşivden bir tarifti, bu aralar hiç keyfim yok, işler yoğun, okullar açıldı,Ramazan-oruç derken kendimi bir tuhaf hissediyorum.
Yalnız dün bu tuhaflıktan sıyrıldığım bir 2 saat geçirdim Sevgili Çiğdem'ciğimle...Nasıl mutlu oldum, nasıl sevindim, nasıl koyu bir sohbet yaptık ki sormayın gitsin...2 saat nasıl geçti ne o, ne de ben anlayabildim...Hani sanki 40 yıldır tanışıyoruz, sanki çocukluk arkadaşımmış gibi...
Ayrıca benim AFAD-Grup 82'den de 2 arkadaşımla iş arkadaşı olduklarını öğrendim...Adana küçük, dünya küçük, evren küçük işte...Nerden nereye işte...Onun eşi de zaten bizim çocukluk arkadaşımız...Bunca senedir görüşmesek de o çocukluk günleri unutulmuyor...Bu arada eşinden, Sevgili Handan'cığımdan gelen o güzel selamları da aldım...Benden de onlara selam olsun....
En kısa zamanda tekara görüşebilmek dileğimle diyorum...Handan'cığımla da aslında görüşelim planları yapmıştık ki o da çocukluk arkadaşım, Aslantaş arkadaşım, ablam ,canım...Ama kısmet önce Çiğdem'ciğimle tanışıp, görüşmekmiş...Herşey olacağı gibi oluyor...Ne eksik, ne fazla...
Çiğdem'ciğimle zaten yazılarla, yorumlarla ruhlarımıza dokunmuştuk, şimdi de artık yüzyüze de tanıştık...İyi ki tanıştık...Ben çok ama çok mutluyum...O kadar da ortak birçok noktamız olduğunu da gördük...
Ayrıca dün onunla konuştuğumuz gibi, bir kapı örtülürse diğeri açılıyor, birini kaybettiğinizde bir diğeri geliyor...Bu süreci bu şekilde kabul ettiğinizde , herşey için, iyi-kötü herşey için şükrettiğinizde sanırım kapılar kendiliğinden açılıyor...İyi ki bu güzel ve yeni kapı bana açıldı...
Hepinize de daha nice güzel dostluklar diliyorum...Gönül kapınız hep açık olsun...
Sevgiyle...
Artık tarife geçsem fena olmayacak::)))
Ölçüler tahmini ,göz kararı...
Malzemeler:

-1 kilo kadar kızılcık
-1 kilo kadar toz şeker
-1 limon suyu(ama suyu az limon suyu)::)) yoksa 1/2 limon suyu yeterli sanırım
-1 fincan kadar su

Yapılışı:

Kızılcıkları yıkadım, tencerey alıp, üzerine suyu döktüm ve yumuşayıncaya dek pişirdim.Soğuyuna eleğe aldım ve üzerinden kevgirle geçtim.Ama tam çekirdekler ayıklanmadı.Tek tek ayıkladım.Bu bölüm biraz sıkıntılı ama::)))Sonra blendıra koydum ve iyice ezilinceye dek vınnnladımmmmm....Sonra tekrar tencereye alıp, üzerine şekeri ekledim.Kıvamını buluncaya dek kaynattım ama ocağın başından ayrılmadım...Kıvamını bulmaya yakın limon suyu ekledim.Veee işte nefis marmelatım hazır...

Light kepek ekmeğin üzerine, şu hazır kremalardan hani süt kutusunda olandan sürdüm, üzerine de marmelat, 1 fincan çayla mmmmmmm hem geçmişin tozlu ama bir o kadar da huzurlu yollarında dolaştım hem de karnımı doyurdum.

Hepinize sevgiyle...
ÖNEMLİ ÇOKI ÖNEMLİ NOOOOOOTTTTT:
Yorumlara geç cevaplarım için çok özür diliyorum.Gerçekten işler çok yoğun, bütçe çalışmaları başladı::(((( Eve geldiğimde hışşşşşşşşşşşşşşşşş gibi olmuş oluyorum....Zaten işyerinde buzlukta gibiyiz...Dışarı çıkınca buzluktan çıkmış bezelye gibi...Servise bin tekrar buz dolabı...sonra tekrar sıcakk...bezelyeler şoka girmiş durumda::)))Sonra ev yine buzzzzzzzzzzzzzzzz...İrem Su ile de bir türlü vücut ısılarımız uymuyor...O sıcaklarken, ben üzerime pike alıyorum birlikte TV seyrederken::)))
Ve de gerçekten keyfim yok...
Bir de Şebnem Ferah'tan size güzel bir şarkı sözü var...Bu ara beni çok iyi anlatıyor onu da paylaşmak istiyorum...

bugün kendimi kuru yapraklarla kaplı
çıkmaz bir sokağa benzetiyorum
sadece o sokakta yaşayanlar üzerimden
gelip geçiyor

bugün kendimi odalarından çoğu boş
bazen dolan bir Otel gibi hissediyorum
içimden ne hayatlar ne hikayeler ne aşklar
geçip gidiyor

ben böyle değildim ne zaman kayboldum
rüzgarla dans ederdim ne zaman savruldum
bir ses duydum geçmiş zamandan
bir ses duydum küçük bir kızdan

bir bilet istiyorum
sadece gidiş olsun
çocukluğun saflığına
gidip orda yaşamam gerek
bilet istiyorum
tek kişilik olsun

yarına çıkabilmem için
heyecanı hatırlamam gerek
bugün kendimi parktaki bir bank gibi
sessiz ve sabit hissediyorum
geceleri üzerimde şehrin ışıkları
yatıp uyuyor

bugün kendimi tonlarca yük taşıyan
gemilerin denizi gibi hissediyorum
kaldırma kuvvetim var ama şehrin atıkları
içime akıyor
Tamammmmmmmmmmmmmmmmmmmm bitttiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii gittimmmmmmmmmmmmm

9 Ağustos 2008 Cumartesi

CANIM YEĞENİM DOĞUKAN İÇİN OCAKTA KEK





















Bu gönderi biraz geç bir gönderi oldu...Ama oldu::))) Asıltarih 17.07.2008
Sevgili Doğukan'ımız iyi ki doğdun...İyi ki varsın...Teyzelik ünvanıma ilk seninle kavuştum...Annelik ve teyzelikte çok tecrübesizliklerim oldu ama insan yaşayarak öğreniyor değil mi?

Umarım hayat bize hep güzellikleri getirir ve yaşama gücünü...
Bu keki ocakta pişirdim...Hani şu kapaklı kek kalıbında...

Malzemeler:

-5 yumurta

-1 su bardağı süt

-2 su bardağı pudra şekeri

-3 yemek kaşığı kakako

-2 su bardağı un

-1 su bardağı nişasta

-1/2 limon suyu

-1 paket kabartma tozu

-1/2 paket karbonat

-1 su bardağı sıvıyağ


Yapılışı:

Kek sırasında çırptım. Yarısını ayırıp kakao ekledim.Yağlanmış ve ocakta kek pişirmek için yapılmış yağladığım ve unladığım kek kalıbına döktüm. Ve kısık ateşte 30 dakika pişirdim.Piştiğini kokudan anlıyorsunuz zaten.

Bir kısmını da yeni aldığım muffin kalıbına döktüm.İçlerine de yayla vişnesini saplarıyla koydum.
Afiyet Olsun!