

Offfff ben var ya ben çocukluğumun o güzel anılarını canlandıran tatlara bayılıyorum.Biliyorum o günler gelmeyecek ama o günler bende tekrar canlanınca müthiş bir mutluluk duyuyorum.Yaylada topladığımız kızılcıkla yapılan reçelller, marmelatların tatları hala damağımda, ayrıca kazanlarda pişen reçellerin kıvamını alması için güneşte bekletilirken üzerine örtülen bembeyaz tülbentler canlandı gözümde nedense...Üzümlerden yapılan pekmezler, bandırmalar...
İşte o anlardan birine tanıklık etmek için , işyeri arkadaşım Hasan'ın getirdiği kızılcıkla yaptığım marmelat...Tabii o kadar az oldu ki kimseyle paylaşamadım buna da üzüldüm ama...Zaten o az miktarla bile boğuşmak bana zor oldu ama o reçelle pişmiş kızılcık kokusu bile yeterdi...Buradan arkadaşım çok teşekkür ediyorum o müthiş kızılcıklar için...
Gelelim nasıl yaptığıma...
Ölçüler tahmini ,göz kararı...
Bu arada bu da arşivden bir tarifti, bu aralar hiç keyfim yok, işler yoğun, okullar açıldı,Ramazan-oruç derken kendimi bir tuhaf hissediyorum.
Yalnız dün bu tuhaflıktan sıyrıldığım bir 2 saat geçirdim
Sevgili Çiğdem'ciğimle...Nasıl mutlu oldum, nasıl sevindim, nasıl koyu bir sohbet yaptık ki sormayın gitsin...2 saat nasıl geçti ne o, ne de ben anlayabildim...Hani sanki 40 yıldır tanışıyoruz, sanki çocukluk arkadaşımmış gibi...
Ayrıca benim AFAD-Grup 82'den de 2 arkadaşımla iş arkadaşı olduklarını öğrendim...Adana küçük, dünya küçük, evren küçük işte...Nerden nereye işte...Onun eşi de zaten bizim çocukluk arkadaşımız...Bunca senedir görüşmesek de o çocukluk günleri unutulmuyor...Bu arada eşinden,
Sevgili Handan'cığımdan gelen o güzel selamları da aldım...Benden de onlara selam olsun....
En kısa zamanda tekara görüşebilmek dileğimle diyorum...Handan'cığımla da aslında görüşelim planları yapmıştık ki o da çocukluk arkadaşım, Aslantaş arkadaşım, ablam ,canım...Ama kısmet önce Çiğdem'ciğimle tanışıp, görüşmekmiş...Herşey olacağı gibi oluyor...Ne eksik, ne fazla...
Çiğdem'ciğimle zaten yazılarla, yorumlarla ruhlarımıza dokunmuştuk, şimdi de artık yüzyüze de tanıştık...İyi ki tanıştık...Ben çok ama çok mutluyum...O kadar da ortak birçok noktamız olduğunu da gördük...
Ayrıca dün onunla konuştuğumuz gibi, bir kapı örtülürse diğeri açılıyor, birini kaybettiğinizde bir diğeri geliyor...Bu süreci bu şekilde kabul ettiğinizde , herşey için, iyi-kötü herşey için şükrettiğinizde sanırım kapılar kendiliğinden açılıyor...İyi ki bu güzel ve yeni kapı bana açıldı...
Hepinize de daha nice güzel dostluklar diliyorum...Gönül kapınız hep açık olsun...
Sevgiyle...
Artık tarife geçsem fena olmayacak::)))
Ölçüler tahmini ,göz kararı...
Malzemeler:
-1 kilo kadar kızılcık
-1 kilo kadar toz şeker
-1 limon suyu(ama suyu az limon suyu)::)) yoksa 1/2 limon suyu yeterli sanırım
-1 fincan kadar su
Yapılışı:
Kızılcıkları yıkadım, tencerey alıp, üzerine suyu döktüm ve yumuşayıncaya dek pişirdim.Soğuyuna eleğe aldım ve üzerinden kevgirle geçtim.Ama tam çekirdekler ayıklanmadı.Tek tek ayıkladım.Bu bölüm biraz sıkıntılı ama::)))Sonra blendıra koydum ve iyice ezilinceye dek vınnnladımmmmm....Sonra tekrar tencereye alıp, üzerine şekeri ekledim.Kıvamını buluncaya dek kaynattım ama ocağın başından ayrılmadım...Kıvamını bulmaya yakın limon suyu ekledim.Veee işte nefis marmelatım hazır...
Light kepek ekmeğin üzerine, şu hazır kremalardan hani süt kutusunda olandan sürdüm, üzerine de marmelat, 1 fincan çayla mmmmmmm hem geçmişin tozlu ama bir o kadar da huzurlu yollarında dolaştım hem de karnımı doyurdum.
Hepinize sevgiyle...
ÖNEMLİ ÇOKI ÖNEMLİ NOOOOOOTTTTT:
Yorumlara geç cevaplarım için çok özür diliyorum.Gerçekten işler çok yoğun, bütçe çalışmaları başladı::(((( Eve geldiğimde hışşşşşşşşşşşşşşşşş gibi olmuş oluyorum....Zaten işyerinde buzlukta gibiyiz...Dışarı çıkınca buzluktan çıkmış bezelye gibi...Servise bin tekrar buz dolabı...sonra tekrar sıcakk...bezelyeler şoka girmiş durumda::)))Sonra ev yine buzzzzzzzzzzzzzzzz...İrem Su ile de bir türlü vücut ısılarımız uymuyor...O sıcaklarken, ben üzerime pike alıyorum birlikte TV seyrederken::)))
Ve de gerçekten keyfim yok...
Bir de Şebnem Ferah'tan size güzel bir şarkı sözü var...Bu ara beni çok iyi anlatıyor onu da paylaşmak istiyorum...
bugün kendimi kuru yapraklarla kaplı
çıkmaz bir sokağa benzetiyorum
sadece o sokakta yaşayanlar üzerimden
gelip geçiyor
bugün kendimi odalarından çoğu boş
bazen dolan bir Otel gibi hissediyorum
içimden ne hayatlar ne hikayeler ne aşklar
geçip gidiyor
ben böyle değildim ne zaman kayboldum
rüzgarla dans ederdim ne zaman savruldum
bir ses duydum geçmiş zamandan
bir ses duydum küçük bir kızdan
bir bilet istiyorum
sadece gidiş olsun
çocukluğun saflığına
gidip orda yaşamam gerek
bilet istiyorum
tek kişilik olsun
yarına çıkabilmem için
heyecanı hatırlamam gerek
bugün kendimi parktaki bir bank gibi
sessiz ve sabit hissediyorum
geceleri üzerimde şehrin ışıkları
yatıp uyuyor
bugün kendimi tonlarca yük taşıyan
gemilerin denizi gibi hissediyorum
kaldırma kuvvetim var ama şehrin atıkları
içime akıyor
Tamammmmmmmmmmmmmmmmmmmm bitttiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii gittimmmmmmmmmmmmm